Oysa Ben Geliyorum diye Beklemiştim
Sevgili Geçmişteki Ben,
Şu an bu satırları yazarken elimdeki kahve bardağına bakıyorum. Buharı yükselen, biraz da ağırbaşlı buharlaşma hali… Sanki o dönemin şarkılarındaki gibi, hem tanıdık hem de biraz da uzak. Sana yazıyorum bu satırları çünkü biliyorum, o genç ruhun kafasında dönüp duran bazı telaşlar var; sanki tüm cevaplar, sadece bir melodiye sığdırılmış gibi geliyor bazen.
Hatırlar mısın, o kadar çok plan yapmıştık hayat için? Her şeyin kusursuz bir senkronizasyonda olmasını bekliyorduk. Tıpkı o klasik albümlerdeki her şarkının, bütün bir duygusal yay çizmesi gibi. Her etkinliğin, her karşılaşmanın, bilinçaltımızın kurduğu o ince çerçeveye oturması gerektiğini sanıyorduk. Sanki hayat, bütün notaları en mükemmel zamanda vuran bir caz partisiydi ve bizim görevimiz sadece o ritme ayak uydurmaktı.
Ama hayat, sevgili genç ben, arada bir "biraz kaydır gitsin" diyen o akustik gitar rifine benziyor. O anlar var ya; aceleyle yazılmış, belki kafamızdaki o kusursuz aranjmanın çok uzağında olan ama işte tam da o yüzden kalbimizde yankılanan anlar. Sen de hep o mükemmel finali bekledin, değil mi? Her ilişkinin, her projenin, o duygusal zirveyi yaşamadan tamamlanacağını düşündün.
Ben sana diyorum ki, o mükemmeliyet arayışı bazen bizi en güzel gerçeğin eşiğinde tutuyor. Oysa o "olması gereken" anlar, tam da olmaması beklenen, ritmin biraz aksadığı o anda başlıyor. Bir keresinde, çok sevdiğimiz bir şarkının radyoda çalarkenki cızırtısındaki o gürültüyü, bütün melodi kadar önemli bir katman olarak algılamıştık. Şimdi anlıyorum ki, o cızırtılar da şarkının vücut bulmuş haliymiş.
Küçük Molaların Büyük Yankıları
Senin o mükemmeliyetçi yapın, senin gözlem yeteneğin belki de sonraki başarımızın temel taşı olacak. O detaylara takıntılı olman, her şeyi içine işlemen kıymetli. Ama lütfen o ince çizgiyi bilmelisin: bazen en büyük başarı, hiçbir şey yapmamakta gizlidir. Hiçbir yere yetişmeye çalışmadan, sadece orada bulunmakta.
O dönemdeki o telaşlı acelecilikle gittiğimiz birçok yol, aslında sadece birer prova sahnesiymiş. Oysa biz her durağın final olduğunu sanmıştık. Şimdi bazen bir sonraki hamlenin ne olacağını düşünmek yerine, o anki nefesin sesini dinle. O sessizliğin, aslında en yüksek notayı tuttuğunu fark et.
Beklemek zor bir sanattır; özellikle de kalbin, cevabı hemen vermek istiyorsa. Ama bazen beklemek, şarkının en uzun ve en güzel bas hattını çizen notadır. Ve inan bana, sabırla beklenen her şeyin kendine ait bir zamanlaması var. O zamana geldiğinde, o ritim zaten seninle dans ediyor olacak.